top of page

Bir Adamın Çöküşünün Hikâyesi: Ayyaş

26 Eyl
3 dakikada okunur

Bazı kitapları bitirdiğinizde aklınızda olaylar kalır, bazı kitapları bitirdiğinizde ise bir insan kalır. Hans Fallada’nın Ayyaş kitabı benim için ikinci gruptan oldu.

Kitabı okumaya başladığımda Erwin Sommer’a karşı çok da sempati beslemiyordum. Hatta ilerleyen sayfalarda ona kızdığım zamanlar oldukça fazlaydı. Bazen kendisini hayatındaki bütün sorunların merkezine koyması, çevresindeki insanları ve onların duygularını yeterince görememesi bana oldukça bencilce geliyordu.

Ama kitabın güzel tarafı da burada başladı benim için. Sommer’a yalnızca kızıp geçemedim. Çünkü zamanla onun mutsuzluğunun nereden geldiğini düşünmeye başladım.


El âlem ne der?

Sommer’ın hayatında beni en çok düşündüren şeylerden biri, dışarıdan nasıl göründüğünün içeride nasıl hissettiğinden daha önemli hâle gelmiş olmasıydı.

Dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayatı vardı. Bir evliliği, işi, toplumun gözünde belli bir yeri vardı. Fakat insanın hayatının dışarıdan düzgün görünmesi, içeride de iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Magda ile ilişkisine baktığımda da bunu hissettim. Birbirlerinden tamamen kopmuş değillerdi ama aralarındaki sevginin, iletişimin ve paylaşımın zamanla nasıl aşındığını görmek üzücüydü.

Bir noktada Magda’nın da söylediklerini düşünmeye başladım. Sommer bütün yaşadıklarını kendi içinde taşıyor, sorunlarını paylaşmıyor, sonra da karşısındaki insanın onu anlamadığını düşünüyor.

Belki de bazen insanın en büyük yalnızlığı, etrafında hiç kimsenin olmaması değil; etrafındaki insanların kendisine ulaşmasına izin vermemesidir.


Alkol Sommer’ı mı değiştirdi?

Kitap boyunca kendime en çok sorduğum sorulardan biri buydu. Başlarda “Sommer’ın içinden bir canavar çıktı” diye düşündüm. Sonra fikrim biraz değişti. Bana göre alkol Sommer’ın içine yepyeni bir insan koymadı. Daha çok, zaten içinde bulunan bazı tarafların üzerindeki engelleri kaldırdı.

Kırgınlıkları, öfkesi, bencilliği, kontrol etme isteği, kendisiyle ve hayatıyla ilgili hoşnutsuzluğu… Bunların hepsi bir şekilde zaten vardı.

Alkol bunları görünür hâle getirdi.

Bu yüzden kitap benim için yalnızca “alkol insanı ne hâle getirir?” sorusunu anlatmıyor. Aynı zamanda “İnsan kendisiyle yüzleşmediğinde nereye kadar kaçabilir?” sorusunu da soruyor.

Sommer’ın kaçışı önce kendi hayatından başladı. Sonra alkol bir kaçış alanına dönüştü. Fakat insan ne kadar kaçarsa kaçsın, sonunda yine kendisiyle karşı karşıya kalıyor.


Sommer’a kızarken onun için üzülmek

Kitabın ilerleyen bölümlerinde Sommer’ın yaşadıkları bana zaman zaman “kendi ettiklerini buluyor” hissi verdi.

Hapse girmesiyle birlikte dışarıdaki hayatından, alıştığı konumdan ve kendisine anlattığı bahanelerden uzaklaştı.

İlginç olan şu ki, Sommer’ı hapishanede daha “gerçek” hissetmeye başladım.

Belki de ilk defa hayatındaki bütün roller biraz olsun elinden alınmıştı.

Artık iyi bir eş, başarılı bir insan, toplumun beklentilerine uygun biri gibi görünmek zorunda değildi. Geride yalnızca kendisi kalıyordu.

Ve ben tam burada onun değişebileceğine inanmaya başladım. Özellikle hastane sürecinde, bütün yaşadıklarından sonra artık eski Sommer olmayacağını düşündüm. İçimden gerçekten “Buradan çıkarsa değişmiş olacak.” dedim.

Belki de kitabın sonundaki hüznümü artıran şey tam olarak buydu.

Ben Sommer için umutlanmıştım.


İnsan değişebilir mi?

Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan en önemli sorulardan biri bu oldu.

İnsan çok acı çektiğinde mutlaka değişir mi?

Yaşadığı şeylerden ders çıkarması, onun iyileşeceği anlamına gelir mi? Sommer’ın hikâyesi bana bunun hiç de garanti olmadığını düşündürdü. Bazen insan yaşadıklarıyla yüzleşir ama yine de çıkış yolunu bulamaz. Bazen değişmek için geç kalmış hisseder.

Bazen de insanın bütün hayatı boyunca yaptığı şey, aslında bir şekilde kendisinden kaçmaktır. Sommer’ın sonunda yaptığı şey beni bu açıdan çok üzdü. Çünkü ben onun hastaneden çıkacağını, yaşadıklarından sonra hayatına başka bir Sommer olarak devam edeceğini düşünüyordum.

Olmadı.

Kitabın sonu benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığından çok, kurduğum umudun yıkılmasıydı.


Sommer’ın yaptığı yanlışları görmezden gelmiyorum. Bence yaptığı birçok şeyin sorumluluğunu taşıması gerekiyor. Çevresindeki insanları incitti, kendisine yapılan iyilikleri göremedi ve kendi hayatını olduğu kadar başkalarının hayatını da zorlaştırdı.

Ama kitabın sonunda ona yalnızca “hak etti” diyemedim.

Çünkü insanın hayatında her şey olabilir.

Bazen yanlış kararlar veririz. Bazen bir şeyden kaçarken daha büyük bir şeyin içine düşeriz. Bazen yardım istemek için çok geç kalırız.

Bu, yaptığımız yanlışları haklı çıkarmaz. Ama insanı anlamaya çalışmayı mümkün kılar.

Sanırım benim Sommer’a karşı hissettiğim şey tam olarak burada değişti. Başlarda daha çok kızıyordum. Sonlara doğru ise kızgınlığımın yanında ciddi bir üzüntü vardı.

Hatta kitabı bitirdiğimde geriye en çok şu duygu kaldı:

Keşke biri daha önce ona ulaşabilseydi.


Kitap bittiğinde...

Ayyaş benim için kolay bir kitap olmadı. Karakterler çoğaldıkça zaman zaman “Bu kimdi?” dediğim, bazı bölümlerde yorulduğum da oldu. Ama kitap bittiğinde bütün o karmaşanın içinde Sommer’ın hikâyesi bende kaldı.


Belki de iyi bir kitabın ölçütlerinden biri budur.

Kitabı kapattıktan sonra hâlâ karakteri düşünüyorsanız, onunla ilgili hâlâ bir şeyleri tartışıyorsanız kitap sizin için bitmemiş demektir.


Ben Sommer’a kızdım.


Onu bencil buldum.


Yaptıklarının sonuçlarıyla karşılaşması gerektiğini düşündüm.


Ama sonra onun için umutlandım.


Değişebileceğine inandım. Hastaneden çıkacağını düşündüm.


Ve sonunda çok hüzünlendim.


Belki de Ayyaş benim için en çok bir insanın kendisinden kaçmasının hikâyesi olarak kaldı. Sommer’ın kaçışı alkolle başladı ama aslında mesele çok daha önce başlamıştı.

Kendisiyle, mutsuzluğuyla, evliliğiyle, çevresiyle ve hayatıyla yüzleşmekten kaçıyordu.

Ve insanın kendisinden kaçabileceği hiçbir yer olmadığını bilmek, kitabın bende bıraktığı en ağır düşünce oldu.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Yeni Yazılardan Haberdar Olun!

Teşekkür Ederiz!

Tüm Hakları Saklıdır © 2021-2026 | HİLAL TAŞCI. İzinsiz paylaşmayınız. 

  • Beyaz Instagram Simge
  • X
  • Beyaz LinkedIn Simge
bottom of page