top of page

Hayatı Ertelemek Üzerine: Soul Animasyonundan Kalanlar

Merve’nin "Kendimi Nasıl İyileştiririm" kitabında bir öneri olarak karşıma çıktı Soul. Hayattaki akış, mutluluk ve anlam üzerine değinirken bu animasyondan bahsediyordu. Animasyonları severim; özellikle derin mesajlar taşıyanları… Yılın son günü, sabah erken kalkıp izledim. Film bittikten sonra içimde bir şeyleri yazıya dökme ihtiyacı kaldı.


Soul, ilk bakışta bir animasyon gibi görünse de aslında hayata dair çok güçlü sorular soruyor. Özellikle final sahnelerinde ağladım. Çünkü film, hepimizin çok iyi bildiği ama çoğu zaman görmezden geldiği bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Hayatta bir amaca tutunuyoruz ve o amaca ulaşmak için sahip olduklarımızı, hayatın içindeki küçük ama gerçek detayları fark etmeden geçip gidiyoruz. Amaca ulaştığımızda ise çoğu zaman kalıcı bir mutluluk değil, geçici bir tatmin duygusu yaşıyoruz. Sonra yine bir boşluk hissi…

Kendi hayatıma baktığımda da benzer bir döngüyü fark ediyorum. Gerçekleştirmek istediğim hedefler var. Ancak onlara ulaştığımda, sanki yeni bir amaç belirlemezsem hayat duracakmış gibi hissediyorum. O noktada, yaşamın içindeki güzellikleri görmezden geliyorum. Hayatı fark etmeden, aceleyle yaşıyorum. İçime sindire sindire değil…

Filmin baş karakterinin Afro-Amerikalı bir müzisyen olması ayrıca çok hoşuma gitti. Animasyonda anlatılan yaşam hâllerinin, gerçek hayatta birebir karşılıklarını bulabildiğimizi düşünüyorum. Özellikle 22 ve Joe’nun dünyaya birlikte döndükleri sahneler çok anlamlıydı. Joe’nun, ölmeden önce hiç fark etmediği ayrıntıları; 22 onun bedenindeyken fark etmeye başlaması…

Her zaman gittiği berberine bu kez gerçekten kulak vermesi, onun hayat hikâyesini öğrenmesi… Pizzayı sadece yemek için değil, tadına vararak yemesi… Rüzgâr eserken saçlarının dağılmasını hissetmesi, gökyüzüne bakması… Metroda kendisine kızan bir adamın bile, hayatın bir parçası olduğunu ve belki de o anın bile bir mutluluk kırıntısı taşıyabileceğini fark etmesi…

Aslında mutluluk adına kendimize çizdiğimiz kalıplar var. “İdeal”, “amaç”, “başarı” dediğimiz şeyler… Bunlara ulaşmak için hayatı akışında yaşamıyoruz. Ulaştığımızda ise çoğu zaman şunu anlıyoruz: Dışarıdan bakıldığında değişen pek bir şey yok. Değişmesi gereken yer, bakmayı unuttuğumuz yerdi belki de.


Soul bana şunu hatırlattı:

Hayat, ulaşılacak bir hedef değil; fark edilmesi gereken bir akış.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Yeniliklerden Haberdar Olun!

Teşekkür Ederiz!

Tüm Hakları Saklıdır © 2021 | HİLAL TAŞCI. İzinsiz paylaşmayınız. 

  • Beyaz Instagram Simge
  • X
  • Beyaz LinkedIn Simge
bottom of page