Blagay Tekkesi: Suyun, Kayanın ve Huzurun Buluştuğu Yer
Bosna-Hersek’te, Mostar yakınlarındaki Blagay Tekkesi, Buna Nehri’nin kaynağında, yüksek bir kayalığın hemen dibinde yer alıyor. Türkiye’de Alperenler Tekkesi adıyla da bilinen bu yapı, Balkanların tasavvuf mirasını yaşatan önemli duraklardan biri. Tarihi boyunca farklı tasavvuf geleneklerine ev sahipliği yapan tekke, bugün de ibadet ve zikir için kullanılıyor.

Tekkenin hikâyesinde Sarı Saltuk’un da özel bir yeri var. Anadolu ve Balkanlar’daki faaliyetleriyle tanınan bu XIII. yüzyıl alpereninin hatırası, burada kendisine atfedilen makam-türbede yaşatılıyor. Hayatı etrafında oluşan menkıbeler ise Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın isteğiyle Ebülhayr-i Rûmî tarafından derlenen Saltuknâme ile günümüze ulaşmış. Bu hikâyeyi bilmek, tekkeye bakarken onun yüzyıllardır taşıdığı manevi anlamı da düşünmeme neden oluyor.
Balkan turum sırasında ziyaret ettiğim Blagay Tekkesi’nde beni ilk etkileyen, yapının bulunduğu yer oldu. Arkasında yükselen kocaman kaya, hemen yanı başında kaynağından çıkan su ve ikisinin arasına yerleşmiş tekke… Bir süre yalnızca bu manzaraya bakmak istedim. Yapı, doğanın içinde öylesine güzel bir yerde duruyordu ki başka bir konumda aynı etkiyi yaratabilir miydi, bilmiyorum.

Suyun rengi özellikle aklımda kaldı. Maviyle yeşil arasında duran o berrak renk, kayalığın heybetiyle birleşince çok etkileyici bir görüntü oluşturuyordu. Tekkenin sade görünümü de bu bütünlüğü tamamlıyordu. Fotoğraf açısından bakınca suyun, kayanın ve yapının aynı karede buluştuğu kompozisyon gerçekten çok güzeldi. İnsan baktıkça yeni bir ayrıntı fark ediyor, bu görüntüyü yanında götürebilmek için tekrar tekrar fotoğraf çekmek istiyor. Ama orada hissettiğim şey, manzaranın güzelliğinin de ötesine geçti. Blagay’ın uhrevi, insanı sakinleştiren bir havası vardı. Suyun sesiyle birlikte içimde bir huzur hissettim. Gezi boyunca bir yerden diğerine yetişirken burada biraz yavaşlamak, çevreme bakmak ve bulunduğum anın içinde kalmak istedim.

Beni şaşırtan bir başka şey de ziyaretçilerin çeşitliliğiydi. Farklı milletlerden, kültürlerden ve inançlardan insanlar akın akın geliyordu. Kimi tekkeyi geziyor, kimi suyu izliyor, kimi de en güzel açıyı bulup fotoğraf çekmeye çalışıyordu. Herkesin buraya geliş nedeni farklı olabilirdi. Yine de aynı manzaranın önünde durup hayranlıkla bakmaları dikkatimi çekti. Benim hissettiğim huzurun başkalarında nasıl bir karşılık bulduğunu merak ettim.
Tekkenin bugün de ibadet edilen bir yer olması, ziyaretin anlamını benim için artırıyordu. Odaları gezerken buranın yaşayan bir manevi mekân olduğunu hatırlamak gerekiyor. Bu nedenle kıyafete ve içerideki davranışlara özen gösterilmeli. Kadın ziyaretçilerin başlarını örtmesi, omuz ve dizleri kapatan kıyafetler tercih etmesi gerekiyor. Yanınızda bir eşarp ve gerektiğinde kullanabileceğiniz uzun bir etek bulundurmak iyi olur. Tekkeye giriş ücretli; zikir programına katılmak isteyenlerin ise gün ve saat bilgisini ziyaret öncesinde teyit etmesi gerekiyor.
Blagay Tekkesi’ni düşündüğümde gözümün önüne önce o suyun rengi geliyor. Ardından kayanın dibindeki tekke ve orada hissettiğim huzur… Fotoğraflara baktığımda manzarayı yeniden görebiliyorum; suyun sesini ve o anın duygusunu ise hafızam tamamlıyor. Balkan yolculuğumdan bende kalan en güzel görüntülerden biri, bu üçlünün bir araya geldiği o kare oldu: su, kaya ve tekke.
Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.




Yorumlar