Kosova’da Bir Gün: Geçmişi Düşünmek, Bugünü Tanımak
Güncelleme tarihi: 25 Eki
Kosova yolculuğumda en çok merak ettiğim şey, tarih boyunca farklı kültürlerin buluştuğu bu topraklarda hayatın nasıl sürdüğüydü. Ziyaret ettiğimiz yerlerde geçmişin izlerini ararken bugün burada yaşayan insanları, konuşulan dilleri ve sofralara gelen tatları da tanımaya çalıştım. Sultan Murad Hüdavendigâr Türbesi’nden Prizren sokaklarına uzanan gezimiz, bana hem bildiklerimi yerinde görme hem de daha önce düşünmediğim soruların peşine düşme fırsatı verdi.

Türbeye giderken başkent Priştine’den geçtik. Burada gördüğümüz İskender Bey heykeli, bu coğrafyanın tarihini daha yakından tanımak için bir merak konusu oldu. İskender Bey’in asıl adı Gjergj Kastrioti; Arnavutçada Skënderbeu olarak biliniyor. İsmi karıştırılabilse de kendisi, MÖ 356–323 yılları arasında yaşamış Makedonya Kralı Büyük İskender’den farklı bir kişi. İskender Bey, yaklaşık 1405–1468 yılları arasında yaşamış Arnavut bir soylu ve askerî lider. Osmanlı hizmetindeyken aldığı “İskender” adının ise Büyük İskender’e bir gönderme olduğu belirtiliyor.
Gençliğinde Osmanlı sarayında bulunmuş, Müslüman olmuş ve askerî eğitim alarak Osmanlı ordusunda görev yapmış. 1443 yılında Niş’teki Osmanlı yenilgisi sırasında ordudan ayrılarak Arnavutluk’a dönmüş ve Krujë’yi, Türkçe adıyla Akçahisar’ı ele geçirmiş. Yeniden Hristiyanlığı benimseyerek Osmanlı yönetimine karşı mücadeleye öncülük etmiş. 1444’te Leş’te oluşturulan birliğin liderliğini üstlenmiş; II. Murad ve Fatih Sultan Mehmed dönemlerinde Osmanlı kuvvetlerine karşı uzun yıllar savaşmış. Dağlık araziyi iyi tanıması ve hareketli birliklerle mücadele etmesi, direnişini sürdürmesinde etkili olmuş. Arnavutların millî kahramanı olarak kabul edilen İskender Bey, 1468 yılında hayatını kaybetmiş.
Gezimizin ilk ziyaret duraklarından biri, Priştine yakınlarındaki Sultan Murad Hüdavendigâr Türbesi oldu. Tarih kitaplarında adını okuduğum bir insanın hatırasını, yüzyıllar sonra başka bir ülkede ziyaret etmek benim için farklı bir deneyimdi. Osmanlı padişahı I. Murad, 1389 yılında I. Kosova Savaşı’nın ardından şehit edilmiş. İç organları burada defnedilirken naaşı Bursa’ya götürülmüş. Kosova’daki türbe ile Bursa’daki kabri, aynı hayatın iki ayrı coğrafyada kalan izlerini taşıyor.
Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.

Türbenin bahçesinde, geçmişte burada görev yapmış türbedarların mezarları da vardı. Onlara bakarken buranın bakımını üstlenmenin, ziyaretçileri karşılamanın ve bu hatırayı korumanın kuşaklar boyunca sürdürülen bir sorumluluk olduğunu düşündüm.
Burada Saniye teyze ile tanıştık. Elini öptüm; izinlerini alarak kendisinin ve görümcesinin fotoğrafını çektim. Gezi boyunca gördüğüm yapılar kadar, tanıştığım insanların da hafızamda yer ettiğini böyle anlarda daha iyi anlıyorum. Saniye teyze de bu ziyaretin benim için en kıymetli hatıralarından biri oldu. Türbenin içine girip Sultan Murad Hüdavendigâr için dua ettik.
Aynı yerleşke içerisinde bulunan Tanıtım ve Kültür Evi’ni de gezdik. II. Abdülhamid döneminde ziyaretçilerin konaklaması için yaptırılmış olan selamlık binası, TİKA tarafından 2009 yılında Sultan Murad Hüdavendigâr’ı ve Balkanlar’daki Osmanlı mirasını anlatan bir kültür evine dönüştürülmüş. İçerideki canlandırmaları, figürleri, eşyaları ve anlatıları incelerken aklım sürekli o dönemin insanlarına gidiyordu. Burada nasıl yaşıyorlardı? Evleri nasıldı, ne yiyip ne içiyorlardı? Günlük hayatlarında nelere seviniyor, nelerden korkuyorlardı? Savaş çıktığında geride kalan aileler ne yapıyordu?
Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.
Bir savaşın tarihini ve sonucunu öğrenebiliyoruz. Ama o savaşın içinde yaşayan insanların korkularını, bekleyişlerini ve kayıplarını anlamak çok daha zor. Sergilenenlere bakarken bütün bunları hayal etmeye çalıştım. Bir eşya, bir kıyafet ya da bir sahne, geçmişteki insanlara dair yeni sorular uyandırabiliyordu. Bu yönüyle tanıtım evi, benim için etnografik bir bakışa da alan açtı. Gördüklerim, dönemin gündelik hayatını merak etmeme ve tarihin içindeki insanı düşünmeme yardımcı oldu. Bir yeri gezerken en çok sevdiğim şeylerden biri de bu: Öğrendiğim bilginin zihnimde başka soruların kapısını aralaması.

Ziyaretimizin ardından bir Anadolu şehrini hatırlatan kendinizi yabancı hissetmeyeceğiniz Şar dağlarının eteklerine kurulan Prizren şehrine geçtik. Artık karnımız iyice acıkmıştı. Yemek molasında bize önerilen lezzetleri denedik. Özellikle sucuk ve sosis türündeki ürünlere başlangıçta biraz ön yargılı yaklaştım. Alıştığım tatlardan farklı olacaklarını düşünmek beni tereddütte bırakmıştı. Ama tattıktan sonra “İyi ki denemişim,” dedim. Türkiye’de alıştığım tatlardan farklıydılar; bu farklılık da deneyimin güzel tarafıydı.
Yemekten sonra şehrin merkezinde dolaştık. Gezdiğimiz bölüm bana küçük ve yürüyerek rahatça keşfedilebilecek bir yer gibi geldi. Prizren’de Türkçe konuşan insanlarla karşılaşmak mümkün. Şehirde yaşayan Türk toplumu, dilini ve kültürünü yaşatmayı sürdürüyor (Tabelalar üç dilde).

Buluşma noktamız, yalnız minaresi ayakta kalmış olan Arasta Camii (Yalnız Minare)’ydi. Eski çarşı içerisinde 16. yüzyılda inşa edilen caminin yapısı, 1960’lı yıllardaki şehir düzenlemeleri sırasında yıkılmış; minaresi ise korunmuş. Bugün tek başına duran bu minare, şehrin geçmişinden kalan dikkat çekici bir iz.
Prizren’de en çok sevdiğim manzaralardan biri de tarihî Taş Köprü ve çevresi oldu. Köprüyü, suyun akışını ve etrafındaki hayatı izlerken burada saatlerce oturabileceğimi düşündüm. Bir yere yetişmeden, yalnızca manzaraya bakarak vakit geçirmek isterdim. Bazen bir şehri tanımak için sokaklarında dolaşmak kadar, bir yerde durup günlük hayatın akışını seyretmek de güzel geliyor bana.
Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.
Kosova’da geçirdiğim bu günden aklımda Saniye teyze ile karşılaşmamız, türbede ettiğimiz dua, tanıtım evinde zihnimden geçen sorular ve ilk kez denediğim tatlar kaldı. Bir de Prizren’de, Taş Köprü’nün karşısında biraz daha kalma isteği… Geçmişte burada yaşayan insanların hayatlarını hayal ederken bugünün insanlarını ve gündelik yaşamını tanımaya da küçük bir adım attım.




Yorumlar