Karadağ Durağımız: Kotor ve Perast

2026 hedeflerimden biri Balkanlar turuna çıkmaktı. Uzun zamandır Balkanları görmek, bu coğrafyanın tarihini, kültürünü ve burada yaşayan insanların geçmişte yaşadıkları acıları kendi gözlerimle görmek istiyordum. Kitaplardan, belgesellerden ve anlatılanlardan bildiğimiz bir tarihi, bu kez o topraklara giderek daha yakından tanımak benim için önemliydi.
Balkanlar benim için ayrıca ayrı bir anlam taşıyordu. Türkiye ile Balkan coğrafyası arasında tarih boyunca oluşmuş güçlü kültürel bağlar var. Dilimizde, yemeklerimizde, geleneklerimizde ve kültürümüzde Balkanlarla kesişen pek çok unsur bulunuyor. Bunun yanında, Osmanlı döneminde ecdadımızın yaşadığı, eserler bıraktığı ve geçtiği toprakları görmek de bu yolculuğu benim için daha anlamlı hâle getiriyordu.
Bu nedenle Balkanlar benim için yalnızca yeni ülkeler görmekten ibaret bir seyahat değildi. Tarihin izlerini yerinde görmek, farklı kültürleri tanımak ve geçmişte yaşananları biraz olsun o coğrafyanın içinde hissedebilmek istiyordum. Ve sonunda 2026 hedeflerimden biri gerçek oldu.
Balkanlar yolculuğumuzda Karadağ da rotamızdaki önemli duraklardan biri oldu. Kotor ve Perast'ı gördüğümüzde artık gerçekten yurt dışında olduğumuzu daha derinden hissetmeye başladık. Yolculuğun başlangıcında yaşanan koşturmalı ve yorucu yorgunluktan sonra kendimizi Karadağ'ın eşsiz doğasının ve tarihî şehirlerinin içinde bulmak, seyahatin nihayet başladığını hissettirdi.
Kotor: Orta Çağ'ın İzinde Bir Şehir
Karadağ'ın Adriyatik kıyısında, Boka Kotorska Körfezi'nin kıyısında yer alan Kotor; dağlarla çevrili konumu, taş sokakları, tarihî yapıları ve surlarıyla gerçekten etkileyici bir şehir. Kotor'un tarihî bölgesi ve bulunduğu doğal-kültürel alan, 1979 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Şehrin mimari dokusu, surları, sarayları ve tarih boyunca farklı Akdeniz kültürlerinin etkilerini taşıması Kotor'u özel kılan unsurlar arasında.
Kotor'a ne tam anlamıyla Avrupa ne de tam anlamıyla Balkan diyebilirsiniz. Şehirde ikisinin de izlerini bir arada görmek mümkün. Özellikle mimarisinde hissedilen Venedik etkisi, taş sokakları, meydanları, kiliseleri ve çevresini kuşatan dağlarıyla Kotor kendine özgü bir atmosfer oluşturuyor.
Rehberimiz Mehtap Hanım eşliğinde Kotor Stari Grad, yani Eski Şehir'i adım adım gezmeye başladık. Eski Şehir'in dar taş sokaklarında yürürken her köşede başka bir tarihî yapı karşımıza çıktı.
Ordu Meydanı ve Saat Kulesi
Kotor Eski Şehir'e girdikten sonra karşımıza çıkan önemli noktalardan biri Ordu Meydanı (Piazza of the Arms) oldu. Meydan, Eski Şehir'in en önemli noktalarından biri ve tarih boyunca şehrin sosyal yaşamında önemli bir yere sahip.
Meydanın hemen yanında ise Kotor'un simge yapılarından Saat Kulesi bulunuyor. Kotor'un tarihî dokusu içinde yürürken bu yapıların birbirine bu kadar yakın olması, geçmişteki şehir yaşamını hayal etmeyi kolaylaştırıyor.
Kotor'un önemli yapıları arasında ayrıca Aziz Tripun Katedrali, Aziz Luka Kilisesi ve şehrin tarihî surları da bulunuyor.
Kotor'u Kendi Başımıza Keşfetmek
Rehberimiz önemli noktaları anlattıktan sonra kardeşimle serbest zaman diliminde keşfe çıktık. Bir kiliseye girdik; içerideki mimari gerçekten etkileyiciydi. Kilisenin önünde canlı müzik yapan müzisyenleri dinlemek ise gezimize ayrı bir güzellik kattı.

Daha sonra küçük dükkânlara girdik. Yerel ürünlere baktık ve tabii ki bu seyahatten hatıra kalması için bir magnet aldık. 😊 Magnet almadan dönmek olur mu?
Kotor'un dar sokaklarında gezerken birbirinden güzel kafeler ve restoranlar da karşımıza çıktı. Ancak bizim için o günün en önemli konusu yemeklerden önce suydu. Eylül ayında olmamıza rağmen yazın son sıcakları kendisini hâlâ hissettiriyordu. Hava oldukça sıcak ve nemliydi. Bu nedenle gölgede bir yer bulup biraz serinlemeye, bol bol su içmeye çalıştık.
Normalde çok su içen biri değilim ama o gün gerçekten bol bol su içtim. Kotor'u gezerken sadece tarihî yapıları değil, şehrin günlük hayatını ve insanlarını da gözlemleme fırsatımız oldu.
Kotor'un eski şehir dokusu, çevresindeki dağlarla birleşince ortaya gerçekten etkileyici bir manzara çıkıyor. Tarihî yapılarla doğal çevrenin bu kadar güçlü bir bütünlük oluşturması, şehri benim gözümde daha da özel hâle getirdi.
Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.
Perast: Körfezin Sakin ve Fotojenik Kasabası

Kotor'daki gezimizin ardından otobüsümüzle Perast'a doğru yola çıktık. Perast, Boka Kotorska Körfezi kıyısında yer alan küçük ve tarihî bir sahil kasabası. Kotor kadar hareketli olmamasına rağmen kendine has sakinliği ve doğal güzelliğiyle bizi oldukça etkiledi. Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler için harika manzaralar sunuyor.
Rehberimiz burada da bize önemli bilgiler verdikten sonra serbest zamanımız oldu. Kardeşimle birlikte Perast'ı kendimiz keşfetmeye çalıştık. Taş yapıları, körfez manzarası ve denizle iç içe görüntüsü sayesinde neredeyse her köşede fotoğraf çekilecek bir yer vardı.
Biz de fotoğrafsever iki kardeş olarak bol bol fotoğraf çektik. 📸
Perast'ın karşısında yer alan Our Lady of the Rocks (Kayaların Leydisi) adası da bölgenin en bilinen simgelerinden biri. Ada yapay olarak oluşturulmuş ve üzerinde aynı adı taşıyan tarihî bir kilise bulunuyor.
Perast'ta Küçük Bir Mola: Mango Dondurma
Perast'ta gezimizin en keyifli anlarından biri de yerel lezzetlerden oluşan dondurmalardan yemek oldu.
Ben tabii ki mangolu yedim. 😊 Mangonun her şeyine bayılıyorum. Bu seyahatte de mango sevdamdan vazgeçmeyecektim. Eğer mango seviyorsanız benim gibi siz de mutlaka deneyin derim. Bir yandan dondurmamızı yerken bir yandan çevreyi izledik. Deniz, dağlar, taş yapılar ve sakin kasaba atmosferi gerçekten çok güzeldi.
Karadağ'daki ilk günümüz genel olarak oldukça sıcak geçti. Eylül ayında olmamıza rağmen hava sıcak ve nemliydi. Bu nedenle gezmek zaman zaman hepimizi biraz zorladı. Ama buna rağmen hem Kotor'u hem de Perast'ı görmekten büyük keyif aldık.
Karadağ küçük bir ülke olsa da sahip olduğu doğal güzellikler, tarihî şehirler ve Adriyatik kıyısındaki kendine özgü atmosferiyle oldukça etkileyici. Özellikle Kotor'un eski şehir dokusu ile körfezin doğal güzelliğinin bir arada olması, burada geçirdiğimiz zamanı benim için unutulmaz yaptı.

Fotoğrafları Kaydırmak İçin Ok Üzerine Tıklayınız.
Karadağ'a Seyahat Edecekler İçin Önemli Not
Karadağ'a seyahat planlıyorsanız vize durumunu seyahatten önce mutlaka kontrol etmenizi öneririm. Mevcut düzenlemeye göre Türk vatandaşları için 31 Ekim 2026 tarihine kadar 30 güne kadar vizesiz giriş uygulanıyor. 1 Kasım 2026 itibarıyla ise Türk vatandaşları için vize zorunluluğu başlayacak.
Bu nedenle özellikle 1 Kasım 2026 sonrasında Karadağ'a gitmeyi planlıyorsanız, seyahatten önce güncel vize koşullarını kontrol etmenizde fayda var.




Yorumlar