top of page

Poçitelj: Neretva'nın Kıyısında Taşlara İşlenmiş Bir Tarih

20 Eyl
4 dakikada okunur
UNESCO Koruması Altında Olan Bölge
UNESCO Koruması Altında Olan Bölge

Balkan turumuzun duraklarından biri de Bosna-Hersek'in güneyinde, Neretva Nehri'nin kıyısında yer alan Poçitelj oldu. Neretva'nın sol kıyısında, kayalık ve oldukça eğimli bir yamaç üzerine kurulmuş olan bu küçük tarihî kasaba, daha ilk bakışta farklı bir havası olduğunu hissettiriyor. Taş evler, dar yollar, merdivenler, yamaçlara yayılan yeşillikler ve tepede yükselen kale... Bütün bunlar Poçitelj'i sanki zamanda biraz geriye gidilmiş gibi hissettiren bir yer hâline getiriyor.


Tarihi

Poçitelj'in geçmişi Orta Çağ'a kadar uzanıyor. Kasabanın surlarla çevrili ilk yerleşiminin 1383 yılında Bosna Kralı I. Stjepan Tvrtko tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. İlk yazılı kayıt ise 1444 yılına tarihleniyor. Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca önemli bir savunma ve yönetim merkezi olan Poçitelj, 1463-1471 yılları arasında Macar garnizonuna ev sahipliği yapmış. 1471 yılında ise kısa bir kuşatmanın ardından


Osmanlıların hâkimiyetine girmiş ve 1878 yılına kadar Osmanlı yönetiminde kalmış.

Osmanlı döneminde Poçitelj'in görünümü de değişmeye başlamış. Kasaba yalnızca bir kale ve savunma yerleşimi olmaktan çıkıp cami, medrese, mektep, imaret, hamam, han ve saat kulesi gibi yapıların bulunduğu bir yerleşime dönüşmüş. Bugün kasabada yürürken gördüğümüz Osmanlı izlerinin önemli bir kısmı da bu dönemden kalma.



Benim Poçitelj'de en çok dikkatimi çeken şey ise taşın bu kadar hâkim olması oldu. Yamaç boyunca sıralanan evler, taş duvarlar ve merdivenler kasabanın bütün görüntüsünü belirliyor. Evlerin mimarisinde Akdeniz ve Doğu mimarisinin özellikleri bir arada görülüyor. Ben de Poçitelj'in taş evlerini ve yamaçlara yayılan yerleşimini görünce ister istemez Safranbolu'ya benzettim. Elbette iki yer birbirinin aynısı değil ama taş yapıların, dar sokakların ve geleneksel evlerin oluşturduğu atmosfer bana oldukça tanıdık geldi. Özellikle taş merdivenlerden yukarı doğru çıktıkça kasabanın farklı noktalarından Neretva Vadisi'ni görmek çok güzel.


Poçitelj Kalesi


 Poçitelj Kalesi
 Poçitelj Kalesi

Kasabanın yukarısında ise Poçitelj'in tarih boyunca taşıdığı stratejik önemi hatırlatan kale bulunuyor. Kayalık yamaç üzerine kurulmuş olan kale, hem yerleşime hem de Neretva Vadisi'ne hâkim bir konumda.


Kalenin tarihî gelişimi de Poçitelj'in geçirdiği farklı dönemleri yansıtıyor. İlk Orta Çağ çekirdeğinin 14. yüzyılın sonlarına kadar uzandığı, sonraki dönemlerde özellikle 15. yüzyıldan itibaren tahkimatların genişletildiği belirtiliyor. 17. yüzyılın sonlarına doğru ise kale daha güçlü bir savunma sistemiyle genişletilmiş.


Yukarı doğru çıkarken taş merdivenler ve eski yapılar arasında ilerlemek, Poçitelj'in geçmişte neden böyle stratejik bir noktaya kurulduğunu daha iyi anlamamı sağladı. Bugün burası sakin bir tarihî kasaba gibi görünse de bir zamanlar sınırların ve savunmanın oldukça önemli olduğu bir yer olduğunu düşünmek ilginç.


Hacı Aliya Camii (Şişman İbrahim Paşa Camii)


Şişman İbrahim Paşa (Hacı Aliya) Camii'nin mimarı,                            Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mimar Hayrettin'dir. Mimar Hayrettin, Klasik Osmanlı mimarisinin Balkanlar'daki en önemli temsilcilerindendir.
Şişman İbrahim Paşa (Hacı Aliya) Camii'nin mimarı, Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mimar Hayrettin'dir. Mimar Hayrettin, Klasik Osmanlı mimarisinin Balkanlar'daki en önemli temsilcilerindendir.

Poçitelj'in en dikkat çekici yapılarından biri de Hacı Aliya Camii, diğer adıyla Şişman İbrahim Paşa Camii. Taş yapıların arasında yükselen tek kubbesi ve minaresiyle kasabanın siluetinde hemen fark ediliyor.


Caminin kitabesine göre yapı 1562-1563 yıllarında Hacı Aliya tarafından yaptırılmış. Tek kubbeli klasik Osmanlı cami mimarisinin Bosna-Hersek'teki önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Caminin çevresi de Osmanlı döneminde kasabanın önemli merkezlerinden biriymiş. Burada medrese, mektep, imaret, hamam ve han gibi yapılar bulunuyormuş.


Fakat bugün gördüğümüz caminin hikâyesinde savaşın da çok ağır bir yeri var. 1993 yılında Bosna Savaşı sırasında cami havaya uçurulmuş; kubbesi ve minaresi yıkılmış, yapı büyük ölçüde zarar görmüş. Savaşın ardından başlatılan koruma ve restorasyon çalışmaları kapsamında cami yeniden rehabilite edilmiş ve tekrar ibadete açılmış.


Caminin önünde durup çevreye baktığımda Poçitelj'in tarihinin aslında tek bir yapı üzerinden bile okunabildiğini düşündüm. Yüzyıllar önce inşa edilmiş bir Osmanlı camisi, hemen çevresindeki taş evler ve kale... Bir tarafta geçmişin izleri, diğer tarafta savaşın bıraktığı yaralar ve bugün devam eden sakin hayat.


Savaşın İzleri...

Poçitelj'in bugün bu kadar iyi korunmuş görünmesine rağmen oldukça yakın bir geçmişte ağır bir yıkım yaşadığını öğrenmek insanı biraz şaşırtıyor. 1992-1996 arasındaki Bosna Savaşı sırasında tarihî Poçitelj yerleşimi ve yapıları büyük ölçüde zarar görmüş. Özellikle cami ve bazı tarihî konutlar ciddi şekilde tahrip edilmiş.


Savaş sonrasında Poçitelj'in yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar başlatılmış. 2000 yılında Bosna-Hersek Federasyonu Hükümeti tarafından kalıcı koruma programı başlatılmış. Bu program yalnızca tarihî yapıların restore edilmesini değil, savaş nedeniyle yerlerinden edilen insanların evlerine dönmesini ve tarihî yerleşimin uzun vadede korunmasını da amaçlamış.


Poçitelj'in savaş sırasında gördüğü zarar nedeniyle 1996 yılında World Monuments Watch tarafından dünyanın en tehlike altındaki 100 kültürel miras alanından biri olarak gösterildiğini de öğrendim. Burada küçük bir ayrıntıyı özellikle belirtmek gerekiyor: Poçitelj bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde değil, 2007 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor.


Taş Evlerin İçindeki Hayatlar

Poçitelj'de yürürken yalnızca taş evlerin dış görünüşüne değil, o evlerin içinde nasıl bir hayat yaşandığına da merak sardım. Yamaçlara sıralanmış, yılların izini taşıyan bu evlerin pencerelerinden içeri baktığımda, burada yaşayan insanların günlük hayatını düşünmeden edemedim. Her gün çıkılan o taş merdivenler, yazın sıcağında ya da kışın soğuğunda kullanılan dar yollar, yüzyıllık bir mimarinin içinde devam eden sıradan hayatlar...

Poçitelj'in Taş Evleri
Poçitelj'in Taş Evleri

Bir turist olarak bu evlere bakınca her şey oldukça etkileyici ve hatta biraz romantik görünüyor. Fakat burada yaşayan insanlar için aynı evler elbette yalnızca tarihî bir miras değil, aynı zamanda birer yaşam alanı. Bir evin yaşı, taş duvarları ya da tarihî dokusu bizim için hayranlık uyandırırken, o evde yaşayan biri için günlük hayatın bir parçası. Bu nedenle kendi kendime, “Böyle bir yerde yaşamak nasıl bir duygudur?” diye düşündüm. İnsan, tarihin içinde yaşamaktan gurur ve mutluluk mu duyar, yoksa zamanla bu tarihî dokunun getirdiği zorluklara alışıp sıradan bir hayatın parçası olarak mı görür?


Evlerin mimarisini, pencerelerini, avlularını ve birbirine bağlanan taş yolları gördükçe, aslında bir tarihî yerleşimi gezmenin yalnızca geçmişe bakmak olmadığını fark ettim. Burası aynı zamanda insanların doğduğu, büyüdüğü, çalıştığı, ev kurduğu ve günlük hayatını sürdürdüğü yaşayan bir yer. Belki de Poçitelj'i benim için daha ilginç hâle getiren şeylerden biri de buydu: Taş duvarların ardında, tarih kitaplarında anlatılmayan bambaşka hayatların devam ettiğini düşünmek...

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Yeni Yazılardan Haberdar Olun!

Teşekkür Ederiz!

Tüm Hakları Saklıdır © 2021-2026 | HİLAL TAŞCI. İzinsiz paylaşmayınız. 

  • Beyaz Instagram Simge
  • X
  • Beyaz LinkedIn Simge
bottom of page